Okurgez -
Kitapların Peşinde
Bir Yolculuk
Bir zamanlar, kalabalıktan uzakta, dağların eteğinde küçük ve sessiz bir köy vardı: "Gölgeli Köyü" Bu köyde teknoloji neredeyse hiç yoktu, ama her evin bir hazinesi vardı: kitaplıklar. Çünkü burada doğan herkes, bir gün "Okurgez" olmak zorundaydı.
"Okurgez", köyde yetişen gençlerin on beş yaşına geldiklerinde çıktığı bir geleneksel yolculuktu. Her genç, en sevdikleri kitabı çantasına koyar, köyden ayrılır ve farklı diyarlarda kitaplar okuyarak, yazarlarla tanışarak, hikâyeler toplayarak dönerdi. Ama yolculuğun en önemli kuralı şuydu: "Her yeni kitap, bir kapı açar. Ama hangi kapıdan geçeceğini kalbin bilir."
Bu yıl, sıra "Lina" daydı. Sessiz, gözlemci ve hayal gücü geniş bir kızdı Lina. Çantasına çocukken defalarca okuduğu, eski bir masal kitabını koydu: "Kayıp Kelimelerin Peşinde."
Yola çıktığında gökyüzü açık, kuşlar coşkuluydu. İlk durağı, bir dağ köyündeki terk edilmiş bir kütüphane oldu. Orada, duvarlara işlenmiş kelimeler keşfetti. Eski dillerden, kaybolmuş hikâyelerden izler vardı. Her gece orada kaldığında, raflardan bir kitap düşerdi. Her biri sanki Lina için seçilmişti.
Bir gece, garip bir kitap düştü: "Okuyanların Şehri" Sayfalarını çevirdiğinde gözleri karardı ve kendini bambaşka bir yerde buldu. Kitapların havada yüzdüğü, sokakların parşömenle döşendiği büyülü bir şehirde. Orası, sadece gerçek okurları kabul eden gizli bir şehirdi.
Lina burada öğrendi ki, bir Okurgez’in amacı sadece kitap toplamak değilmiş. Asıl görev, hikâyelerin yaşayan izlerini bulmak, kaybolmuş kelimeleri geri getirmekmiş. Ve o an fark etti: "Kayıp Kelimelerin Peşinde" adlı çocukluk kitabı, bu yolculuğun ta kendisiydi.
Aylar süren yolculuk sonunda Lina köye geri döndü. Yanında sadece kitaplar değil, kendi yazdığı ilk hikâye de vardı. Hikâyesinin adı: "Okurgez"
Köy meydanında ateş yakıldı, Lina kitabını okudu. Herkes sustu. Çünkü o anda herkes, hikâyelerin sadece okunmadığını,yaşandığını anladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder